25 Nisan 2025 Cuma

Ceza hukukunda gözaltı - çorlu boşanma avukatları, çorlu ağır ceza avukatı, çorlu aile avukatı, Çorlu Avukat, Çorlu Ceza Avukatı,

 Gözaltı tedbiri; Yakalama, İfade Alma ve Gözaltına Alma Yönetmeliği 4. maddesine göre: “Kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulmasını ifade eder”.


Gözaltına ilişkin düzenleme; Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”) 91. maddesi kapsamındadır. CMK 91/1. fıkrasında gözaltı tedbirini; “91. maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir.” şeklindedir. CMK 91/1. fıkrasında geçen  “yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi” ibaresinden anlaşılması gereken, CMK 90. maddesine göre yakalanan kişidir. Cumhuriyet Savcısı, CMK’nın 90. maddesine göre yakalanan kişi hakkında soruşturmanın tamamlanması için gözaltı kararı verebilir.


CMK 91/2. fıkrasındaysa, gözaltı kararının verilebilmesi için bulunması gereken şartları düzenlemiştir. Bu düzenlemede; “Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır” şeklindedir. CMK 91/2. fıkrasından çıkartılacak sonuç; gözaltına alma işleminin yapılabilmesi için iki şartın varlığının gerektiğidir. Bunlar; gözaltının, soruşturma yönünden zorunlu olması ve kişinin bir suçu işlediğini gösterir somut delillerin var olmasıdır. Bu şartların ikisinin de bir arada bulunmadığı hallerde, şüpheli hakkında gözaltı kararı verilemeyecektir.


Gözaltı kararı verme yetkisi, Cumhuriyet Savcısına tanınmış olmakla birlikte, CMK 91/4. fıkrasında sayılan katalog suçlar ile sınırlı olmak kaydıyla; şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarla ilgili olarak, mülki amirce belirlenecek kolluk amirleri tarafından da gözaltı kararı verilebilir.



Gözaltı tedbiri, niteliği itibariyle geçici bir tedbirdir. Bu sebeple gözaltı tedbiri için belirli bir süre öngörmüştür. Gözaltı süresine ilişkin genel kural, CMK 91/1. fıkrasında; “Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre on iki saatten fazla olamaz.” şeklinde düzenlenmiştir. 


CMK 91/3. fıkrası, toplu olarak işlenen suçlara ilişkin gözaltı süresine ilişkin özel düzenlemeye yer vermiştir. Söz konusu düzenlemede; “delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.” şeklindedir.


CMK 91/5. fıkrasına göre; “Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafi veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir.” Sulh Ceza Hâkimi bu incelemeyi evrak üzerinde yaparak en geç yirmi dört saat içinde başvuruyu sonuçlandırılmalıdır.






2 Nisan 2025 Çarşamba

Zina sebebiyle boşanma - ''ekrem çakmak'' ''çorlu boşanma "avukatları," çorlu ağır ceza "avukatı," çorlu aile "avukatı," Çorlu "Avukat," Çorlu Ceza "avukatı Çorlu" https://ekremcakmak.com.tr/

 Zina, Medeni Kanunumuzun 161. maddesinde belirtilmiş mutlak boşanma sebeplerinden birisidir. İlgili maddeye göre eşlerden birisi zina eylemin gerçekleştirdiğinde, mağdur olan eş boşanma davası açabilir ve bu davasında zina eyleminin ortak yaşamı çekilmez hale getirip getirilmediğine bakılmaz.


Zina nedeniyle boşanma kararı verebilmesi için zina eylemini gerçekleştiren tarafın, evlilik birliği içindeyken diğer eşten başka üçüncü bir kişiyle (ayrılık kararı verilmiş olsa bile) cinsel ilişkide bulunmuş olması ve bu hususta kusurlu olması gerekmektedir. Zina eyleminin evlilik öncesinde (nişanlılıkta dahil olmak üzere) gerçekleşmiş olması bir boşanma nedeni değildir.


Üçüncü kişi ile cinsel paylaşımın zina olarak değerlendirilmesi için kusur koşulu önemlidir. Cinsel paylaşım, eylemi gerçekleştiren tarafın isteği ve rızasıyla gerçekleşmelidir. Kendisini bilmeyecek derecede sarhoşluk hali, ağır uyku, tecavüz, hipnoz, tehdit durumunda gerçekleşen cinsel paylaşım zina olarak değerlendirilmemektedir. Mağdur edilen eşin ilgisizliği, cinsel soğukluğu, iktidarsızlığı ya da fizyolojik olarak cinsel ilişkiye engel durumlar  gibi nedenler diğer eşin zina eylemini meşrulaştırmamaktadır.


Yargıtay içtihatlarında;


-Herhangi bir şekilde kurulan cinsel ilişki,


-Zina eylemine kalkışılmış olmasına rağmen elde olmayan nedenlerle eylemin tamamlanamaması,


-Üçüncü bir kişiyle aynı evde veya otelin aynı odasında kalmak


zina eylemi sayılmaktadır.


Yapay döllenme, üçüncü bir kişiyle flört, zaruretten ötürü aynı evde ya da otelde kalmak ise zina sayılmamaktadır.


Taraflardan birinin karşı cinsle flört hali (sarılma, öpüşme, mesajlaşma vb.) zina değil, sadakatsizlik olarak değerlendirilmektedir. Yine, evli kişinin eşinden başka bir kişiyle gezmesi, el ele tutuşması, konuşması, mesajlaşması, flört etmesi vs. davranışlar zina sayılmamaktadır. Bu ve benzeri hareketlerden dolayı zina sebebiyle boşanmaya başvurulamamaktadır. Ancak bahsi geçen hareketler mevcut ise sadakatsizlikten dolayı evlilik birliğini çekilmez kılan hareketlerden kaynaklı boşanma davası açılabilir.