21 Aralık 2025 Pazar

Kenevir ekme suçu - 2313 sayılı kanun - ''ekrem çakmak'' "Çorlu Avukat" "Çorlu boşanma Avukatı" "çorlu hukuk bürosu" "Çorlu Ceza avukatı" ''çorlu en iyi boşanma avukatı" "Çorlu boşanma avukatları" "Çorlu avukatları" "çorlu ağır ceza avukatı" "Çorlu en iyi avukat" "çorlu ağır ceza avukatl https://ekremcakmak.com.tr/

 Kenevir ekme suçu - 2313 sayılı kanun

Kenevir ekimi yapma suçu, ilgili kanun’un 23/5. maddesinde iki farklı şekilde düzenlenmiştir:


(2313 sayılı Kanun m.23/5-birinci cümle)

1. Esrar elde etmek için kenevir ekme suçu: Esrar elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi dört yıldan on iki yıla kadar hapis ve beşyüz günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır 

Bu fıkrada tanımlanan suçta, kenevir ekiminin başkasına vermek, satmak, tedarik etme ve benzeri amaçlarla yapılmasıyla vücut bulur.


 (2313 sayılı Kanun m.23/5-ikinci cümle).

2. Kişisel ihtiyacı için kenevir ekme: Kişinin kendi kullanımı için ihtiyaç duyduğu esrarı elde etmek amacıyla kenevir ekimi yapan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 

Bu maddedeki ekim yapma ibaresinden, tohumun toprağa ekilmesinden ürünün hasadına kadarki süreç anlaşılır.


Kenevir bitkisinin hasat edildikten sonra bulundurulması; olayın özelliklerine göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ya da uyuşturucu madde ticareti suçları meydana gelebilir. Bu durumda hem uyuşturucu madde bulundurma hem de kenevir ekme suçu veya ticareti suçuyla cezalandırılacaktır.



Kenevir bitkisi, esrar elde etmek amacıyla tamamıyla ya da kısmen sökülmesi ya da  koparılması anından başlamak üzere, 2313 sayılı kanun’un 23/5. Maddesinde tanımı yapılan suç meydana gelir. Kenevir bitkisinin sökülmesi ya da koparılması ile bu suçun yanında ayrıca esrarın elde edilme amacının belirlenmesine göre 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesindeki “uyuşturucu madde imal ve ticareti suçu ” ya da TCK'nın 191/1. maddesinde düzenlenen “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu” da oluşabilir.


7 Eylül 2025 Pazar

Hayasızca hareketler suçu - TCK 225 - ''ekrem çakmak'' "Çorlu Avukat" "Çorlu boşanma Avukatı" "çorlu hukuk bürosu" "Çorlu Ceza avukatı" ''çorlu en iyi boşanma avukatı" "Çorlu boşanma avukatları" "Çorlu avukatları" "çorlu ağır ceza avukatı" "Çorlu en iyi avukat" "çorlu ağır ceza avukatl https://ekremcakmak.com.tr/

 Hayasızca hareketler suçu  iki  şekilde olur.

1- Alenen cinsel ilişkide bulunma

Kişilerin karşılıklı rıza ile “alenen” cinsel ilişkide bulunması hayasızca hareketler suçu sayılmaktadır.


Kendilerine ait mekanda işlenen fiil, tedbirsizlik nedeniyle diğer kişiler tarafından görüldüğünde alenen cinsel ilişkide bulunma suçu oluşur.


Kamuya açık bir alanda  ya da arabada cinsel ilişkiye girmek.Yapılan hareketler kimse tarafından görülmese dahi görülme ihtimali  suçu oluşturur. 




2- Teşhircilik yapma.


Teşhircilik suçu, bir kişinin cinsel organı ya da vücudun diğer cinsel bölgelerini belirli bir kişiye yönelik olmaksızın dahi teşhir etmesi  ile oluşur.İlgili, kanunun gerekçesine göre ahlak temizliğine aykırı hareket olduğu için cezalandırılmaktadır.



Türk ceza kanunu madde 225 gereğince her iki suçun cezası 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır.


16 Ağustos 2025 Cumartesi

Silahla tehdit suçu- ''ekrem çakmak'' ''çorlu boşanma "avukatları," çorlu ağır ceza "avukatı," çorlu aile "avukatı," Çorlu "Avukat," Çorlu Ceza "avukatı Çorlu" https://ekremcakmak.com.tr/

 


    Bir kimseyi silahla tehdit eden kişi 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.


Silahla tehdit suçunda, Yargıtay ceza daireleri  “SİLAH” kavramını TCK m. 6/1-f’nin  ruhuna ve lafzına uygun şekilde geniş yorumlamıştır. Silah olarak nitelendirilenin türünden ziyade suça konu olayda nasıl kullanıldığı, saldırı/yaralama potansiyeli ve mağdurun iradesinde yarattığı korku düzeyi belirleyici kabul edilmiştir. Bundan dolayı klasik silahların yanı sıra; sopa, taş, demir çubuk, çekiç, kırık cam parçaları, sandalye ve kompresör hava tabancası gibi gündelik eşyalar da kimi durumlarda silah sayılabilmektedir. Yine görünümü itibariyle gerçek silah hissi uyandıran kurusıkı ve oyuncak tabancalar da yaratabileceği korku nedeniyle bu kapsamdadır. 


Yargıtay’ın yorumunda ana kriter, failin elindeki aletin mağdurun direncini kırmaya, suçun işlenmesini kolaylaştırmaya elverişli bir rolü olmasıdır. Mağdur üzerindeki objektif etki her somut durumda ayrı değerlendirilmektedir.


''ekrem çakmak'' ''çorlu boşanma "avukatları," çorlu ağır ceza "avukatı," çorlu aile "avukatı," Çorlu "Avukat," Çorlu Ceza "avukatı Çorlu"

2 Ağustos 2025 Cumartesi

Nitelikli dolandırıcılık TCK 158/1-f - ''ekrem çakmak'' "Çorlu Avukat" "Çorlu boşanma Avukatı" "çorlu hukuk bürosu" "Çorlu Ceza avukatı" ''çorlu en iyi boşanma avukatı" "Çorlu boşanma avukatları" "Çorlu avukatları" "çorlu ağır ceza avukatı" "Çorlu en iyi avukat" "çorlu ağır ceza avukatl https://ekremcakmak.com.tr/


        Bilişim sistemlerinin ya da Banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık TCK 158/1-f


Dolandırıcılık suçunda, bilişim sistemlerinin, banka ya da  kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi, nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin veya birer güven kurumu olan banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanılması,  dolandırıcılık suçunun işlenmesi açısından dolandırılanın inandırılmasında önemli bir kolaylık sağlamaktadır.

Banka hesabını (IBAN) kiraya vermek, legal kripto para hesabı açtırılıp bu hesaptan illegal hesaplara transferlerle dolandırılan paranın aktarılması bu maddeden yargılanmaya sebeptir. Bu suçlarda, suçtan zarar görenin mağduriyetinin yanı sıra suça direkt dahil olmayıp hesabını kiraya verenler de hem mağdur hem de sanık olmaktadır. Bu maddenin (TCK 158/1-f) kanundaki karşılığı 3 ile 10 yıl arası hapis cezasıdır.


TCK m.158/1-f, dolandırıcılık suçunun; bilişim sistemlerinin veya banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenler. Bu bent, suça özgü bir ağırlaştırıcı unsur getirir ve cezanın artırılmasına temel oluşturur.

Dolandırıcılık; hileli davranışlarla bir kimseyi yanıltıp, onun veya başkasının yararına haksız menfaat sağlamak ve mağdurun zararına sebep olmaktır. Unsurları; hile, yanıltma, irade yönünden etkilenme ve haksız menfaat sağlamadır. 
Bu bende göre suçun nitelikli hâl alabilmesi için; suça konu eylemin işlenmesinde **bilişim sistemleri** (internet, bilgisayarlar, yazılımlar, hesaplar vb.) veya **banka veya kredi kurumları** (bankacılık sistemleri, hesaplar, kredi kartları, ödeme kanalları vb.) araç olarak kullanılmış olması gerekir. Yani bu araçların kullanımı suçun gerçekleştirilmesini kolaylaştırmalı veya suç bu araçlar sayesinde işlenmiş olmalıdır.


Örnek olarak 
- Phishing (sahte web sitesi veya e-posta) ile banka hesap bilgileri ele geçirilerek para aktarılması.
- Hileli yazılımlar veya zararlı yazılımlar aracılığıyla banka veya ödeme sistemlerinin suiistimal edilmesi.
- Kredi kurumları üzerinden sahte başvurularla kredi alınması veya haksız şekilde para transferi yapılması. 


TCK 158'in nitelikli hâlleri genel olarak daha ağır ceza aralıklarına tabidir. 1-f bendi kapsamında uygulamada **3 yıldan 10 yıla kadar hapis** ve ayrıca adlî para cezası gibi yaptırımlar söz konusu olabilmektedir. (Uygulama ve içtihatlara göre farklılık gösterebilir.)


Nitelikli dolandırıcılık olguları genellikle resen soruşturulur; soruşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından başlatılır. Delil toplama sürecinde banka kayıtları, işlem dekontları, IP kayıtları, bilişim bilirkişi raporları ve iletişim kayıtları önemlidir. 


- Failin kastının varlığı, hile unsurunun ispatı ve suça konu menfaatin tespiti savunma açısından önemlidir.
- Bilişim aracılığıyla gerçekleştirilen olaylarda bilirkişi raporları ve teknik deliller belirleyici olur. 
- Bazı hallerde failin kimliğinin çalınması veya yetkisiz erişim gibi durumlar sorumluluğu etkileyebilir; örn. kimlik hırsızlığı halinde gerçek failin belirlenmesi gerekir.


TCK m.158/1-f, bilişim sistemleri ve banka/kredi kurumu araçlı dolandırıcılıkları ağırlaştırılmış şekilde cezalandırır. Somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı delillere, eylem biçimine ve failin kastına göre değerlendirilir.

 



Çorlu'da faaliyet gösteren Çakmak Hukuk bürosu olarak şikayet, soruşturma, kovuşturma ve diğer ceza davası konularında müvekkillerimize avukatlık ve danışmanlık hizmeti sunmakta ve ceza mahkemelerinde kendilerini temsil etmekteyiz. 25 yılı geçen meslek tecrübesiyle çalışmalarına devam eden ofisimize iletişim bölümünden ulaşabilirsiniz. Bu Makale Çorlu Ceza Davaları Avukatı Ekrem ÇAKMAK tarafından onaylandı!


25 Nisan 2025 Cuma

Ceza hukukunda gözaltı - çorlu boşanma avukatları, çorlu ağır ceza avukatı, çorlu aile avukatı, Çorlu Avukat, Çorlu Ceza Avukatı,

 Gözaltı tedbiri; Yakalama, İfade Alma ve Gözaltına Alma Yönetmeliği 4. maddesine göre: “Kanunun verdiği yetkiye göre, yakalanan kişinin hakkındaki işlemlerin tamamlanması amacıyla, yetkili hâkim önüne çıkarılmasına veya serbest bırakılmasına kadar kanunî süre içinde sağlığına zarar vermeyecek şekilde özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanıp alıkonulmasını ifade eder”.


Gözaltına ilişkin düzenleme; Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”) 91. maddesi kapsamındadır. CMK 91/1. fıkrasında gözaltı tedbirini; “91. maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir.” şeklindedir. CMK 91/1. fıkrasında geçen  “yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi” ibaresinden anlaşılması gereken, CMK 90. maddesine göre yakalanan kişidir. Cumhuriyet Savcısı, CMK’nın 90. maddesine göre yakalanan kişi hakkında soruşturmanın tamamlanması için gözaltı kararı verebilir.


CMK 91/2. fıkrasındaysa, gözaltı kararının verilebilmesi için bulunması gereken şartları düzenlemiştir. Bu düzenlemede; “Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır” şeklindedir. CMK 91/2. fıkrasından çıkartılacak sonuç; gözaltına alma işleminin yapılabilmesi için iki şartın varlığının gerektiğidir. Bunlar; gözaltının, soruşturma yönünden zorunlu olması ve kişinin bir suçu işlediğini gösterir somut delillerin var olmasıdır. Bu şartların ikisinin de bir arada bulunmadığı hallerde, şüpheli hakkında gözaltı kararı verilemeyecektir.


Gözaltı kararı verme yetkisi, Cumhuriyet Savcısına tanınmış olmakla birlikte, CMK 91/4. fıkrasında sayılan katalog suçlar ile sınırlı olmak kaydıyla; şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarla ilgili olarak, mülki amirce belirlenecek kolluk amirleri tarafından da gözaltı kararı verilebilir.



Gözaltı tedbiri, niteliği itibariyle geçici bir tedbirdir. Bu sebeple gözaltı tedbiri için belirli bir süre öngörmüştür. Gözaltı süresine ilişkin genel kural, CMK 91/1. fıkrasında; “Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre on iki saatten fazla olamaz.” şeklinde düzenlenmiştir. 


CMK 91/3. fıkrası, toplu olarak işlenen suçlara ilişkin gözaltı süresine ilişkin özel düzenlemeye yer vermiştir. Söz konusu düzenlemede; “delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.” şeklindedir.


CMK 91/5. fıkrasına göre; “Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafi veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir.” Sulh Ceza Hâkimi bu incelemeyi evrak üzerinde yaparak en geç yirmi dört saat içinde başvuruyu sonuçlandırılmalıdır.






2 Nisan 2025 Çarşamba

Zina sebebiyle boşanma - ''ekrem çakmak'' ''çorlu boşanma "avukatları," çorlu ağır ceza "avukatı," çorlu aile "avukatı," Çorlu "Avukat," Çorlu Ceza "avukatı Çorlu" https://ekremcakmak.com.tr/

 Zina, Medeni Kanunumuzun 161. maddesinde belirtilmiş mutlak boşanma sebeplerinden birisidir. İlgili maddeye göre eşlerden birisi zina eylemin gerçekleştirdiğinde, mağdur olan eş boşanma davası açabilir ve bu davasında zina eyleminin ortak yaşamı çekilmez hale getirip getirilmediğine bakılmaz.


Zina nedeniyle boşanma kararı verebilmesi için zina eylemini gerçekleştiren tarafın, evlilik birliği içindeyken diğer eşten başka üçüncü bir kişiyle (ayrılık kararı verilmiş olsa bile) cinsel ilişkide bulunmuş olması ve bu hususta kusurlu olması gerekmektedir. Zina eyleminin evlilik öncesinde (nişanlılıkta dahil olmak üzere) gerçekleşmiş olması bir boşanma nedeni değildir.


Üçüncü kişi ile cinsel paylaşımın zina olarak değerlendirilmesi için kusur koşulu önemlidir. Cinsel paylaşım, eylemi gerçekleştiren tarafın isteği ve rızasıyla gerçekleşmelidir. Kendisini bilmeyecek derecede sarhoşluk hali, ağır uyku, tecavüz, hipnoz, tehdit durumunda gerçekleşen cinsel paylaşım zina olarak değerlendirilmemektedir. Mağdur edilen eşin ilgisizliği, cinsel soğukluğu, iktidarsızlığı ya da fizyolojik olarak cinsel ilişkiye engel durumlar  gibi nedenler diğer eşin zina eylemini meşrulaştırmamaktadır.


Yargıtay içtihatlarında;


-Herhangi bir şekilde kurulan cinsel ilişki,


-Zina eylemine kalkışılmış olmasına rağmen elde olmayan nedenlerle eylemin tamamlanamaması,


-Üçüncü bir kişiyle aynı evde veya otelin aynı odasında kalmak


zina eylemi sayılmaktadır.


Yapay döllenme, üçüncü bir kişiyle flört, zaruretten ötürü aynı evde ya da otelde kalmak ise zina sayılmamaktadır.


Taraflardan birinin karşı cinsle flört hali (sarılma, öpüşme, mesajlaşma vb.) zina değil, sadakatsizlik olarak değerlendirilmektedir. Yine, evli kişinin eşinden başka bir kişiyle gezmesi, el ele tutuşması, konuşması, mesajlaşması, flört etmesi vs. davranışlar zina sayılmamaktadır. Bu ve benzeri hareketlerden dolayı zina sebebiyle boşanmaya başvurulamamaktadır. Ancak bahsi geçen hareketler mevcut ise sadakatsizlikten dolayı evlilik birliğini çekilmez kılan hareketlerden kaynaklı boşanma davası açılabilir.


17 Ocak 2025 Cuma

Boşanmada Kusur Sayılan Haller - çorlu boşanma avukatları, çorlu ağır ceza avukatı, çorlu aile avukatı, Çorlu Avukat, Çorlu Ceza Avukatı

 Boşanma davasında taraflar, boşanmada kusur sayılan haller TMK uyarınca düzenlenmiştir ancak kanun koyucu bu konuda bir sınırlama getirmemiştir. Başka bir deyişle, kanunda kusur sayılan bu hallere sınır koyulmadığı için sınırsız örnekler söz konusudur. Zira her boşanma süreci kendine has özellik ve de değişik kusurlara sahiptir. Bir boşanma davasında kusur sayılabilecek hal ve haller başka bir boşanma sürecindeyse kusur olarak değerlendirilmeyebilir. Her olayda kusur durumu değerlendirilirken somut olay göz önünde bulundurulur.


Örnek olarak ise;
Taraflardan birinin zina yapması,
Taraflardan birinin diğer eşe pek kötü muamelede bulunması, onur kırıcı davranması,
Eşlerden birinin diğerinin yaşamına kastetmesi,
Taraflardan birinin kendini küçük düşüren bir suç işlemesi ya da haysiyetsiz yaşam sürmesi,
Eşlerden birinin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerinden kaçınmak için ortak konutu terk etmesi,
Taraflardan birinin akıl hastalığına yakalanması,
Eşlerden birisinin diğer eşe karşı gerek fiziksel gerek ekonomik gerek ise psikolojik şiddette bulunması,
Taraflardan birisinin sadakat yükümlülüğüne uygun davranmaması.

14 Ocak 2025 Salı

Boşanma Davalarında Telefon Kayıtlarının Delil Olması, çorlu boşanma avukatları, çorlu ağır ceza avukatı, çorlu aile avukatı, Çorlu Avukat, Çorlu Ceza Avukatı,

Ülkemiz hukukunda boşanma davalarında telefon kayıtları önemli bir delil sayılmaktadır. Tarafların iddialarını ispatlaması amacıyla boşanma davalarında akla ilk gelen delillerdendir. Bu nedenle geçmişe dönük olarak GSM operatörlerinden ilgili kayıtlar istenebilmektedir. Bu telefon arama, kayıt detaylarına yalnızca mahkeme kararıyla ulaşılabilmektedir.
Genellikle hatalı şekilde bilinen  diğer husus ise GSM operatörlerinden gelecek kayıtlarda  konuşmaların içeriğine de ulaşıldığının sanılmasıdır. Bu kesinlikle yanlış bir bilgidir. Bu amaçla önceden alınmış bir mahkeme kararı olmadan hiç bir şekilde konuşma içerikleri operatörlerce tutulamaz. İlgili kayıtlar yalnızca sınırlı bilgi içermektedir; hangi tarih ve saatte, ne kadar süre konuşulduğu, karşı taraftaki kişinin telefon numarası ya da SMS yoluyla görüşülen kişiyle mesaj trafiği, hangi baz istasyonlarından sinyal alındığına ilişkin bilgiden öteye geçmez. Bu veriler, boşanma davasında iddiayı ispat etmekte son derece elverişli olabilmektedir. GSM operatörlerinde bu kayıtlar son 5 yıla ait olarak tutulmaktadır. Sınırsız süreyle kayıt tutmazlar.

Yine yaygın olarak kullanılan diğer mesajlaşma uygulaması  WhatsApp’ta gizlice karşı tarafa ait mesajların okunması, kaydedilerek mahkemeye delil olarak sunulması; Türk Ceza Kanunu madde 132’deki “Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu”nu oluşturacaktır. Ancak bu mesajların nasıl elde edildiği detayı bu konuda kimi zaman suç teşkil etmeyebilir.